1 Temmuz 2010 Perşembe

Elif Şafak- Ruhdaşlıkla, Dostlukla, Kızkardeşlikle





Elif Şafak genelde Dostlukla ve Kızkardeşlikle lafını çok kullanır. Ruhdaşlıkla lafı ise benim için çok özel, çünkü kendisiyle tanıştıktan sonra bana Ruhdaşım diye hitap etmişti. :)

Elif Şafak'la ilgili düşüncelerim, kitaplarıyla ilgili yorumlarım aslında bu blogta tek bir post'a sığmayacak kadar çok. Çünkü kendisi benim için gerçekten çok değerli. En zor zamanlarımda kitaplarıyla bana yardım eli uzatmış, yüz yüze gelip konuştuğumuzda sıcacık bakışlarıyla ve insanı rahatlatan ses tonuyla ve mütevaziliyle beni derinden etkilemiştir. Kendisiyle konuştuğumuzda, çok ortak noktalarımız olduğunu söylemiş ve bu nedenle kitaplarımı "Ruhdaşım" olarak imzalamıştır. Bu bir okur için sanırım varılan en üst mertebedir.:)

Elif Şafak'ın kitapları cidden zor kitaplardır. Açıkcası benim için öyle oldu. İlk başta ben "Araf"ı okudum. Daha doğrusu okumaya çalıştım. Fakat kitabın ilk 30 sayfasından sonra kitabı kapatıp, bu kitapla yollarımız buraya kadar dedim. Bir arkadaşım "Mahrem'i"okumamı söyledi, bende onu kırmayıp, birde bunu deneyelim diyerek, kitaba başladım. Kitabın ilk sayfasını açmamla beni kendi içine çekti ve bir günde bitirdim. Mahrem'de açıkcası zor bir kitaptı. Şu yönden zordu. Edebi dili biraz ağırdı ve insanı düşündürüyordu. Mahrem'den çok etkilendim. Aslında kitap görünmeyen şeyleri gösteriyordu. Görünmeyen şeylerin aslında gözümüzün içine baka baka sokulduğunu ve buna da Mahrem denildiğini kitap bana gösterdi. Kime göre Mahrem kime göre Na-mahrem? Bu kitabı bitirir bitirmez Araf'a başladım. Araf'ı inanılmaz derecede sevdim ve ilk okuduğumda kenara bıraktığım kitabı bu sefer elimden bırakamaz hale geldim. Sanırım yazar bu kitabı Boston'da gittiği süre zarfında yazdığını düşünmekteyim. Bunu Siyah Süt'ü okuduktan sonra fark ettim. Araf çok enterasan bir kitaptı. Zarpandit karakteri beni çok etkilemişti. İnsan yaşadığı şehirde mi yabancı hisseder kendini, ait hissetmez yoksa gittiği yabancı ülkede mi kendini şehre adapte eder. Bu mantık üzerinden giden kitapta açıkcası ben çok etkilenerek okumuştum. Belki Araf'ı sonra okumamdaki neden. Kitabı okumam için zamanının gelmemiş olmamasıydı. Bunu Elif Hanım'a söylediğimde çok şaşırdı, çünkü o da aynen benim gibi yaparmış, Her kitabın benim gibi bir ruhu olduguna ve vakti saati geldiğinde okunduğuna inanırmış. Açıkcası buna bende inanıyorum. Kitabın sizi çekmesi lazım.

Bu kitaptan sonra şu ünlü ve aynı zamanda çok eleştirilen "Baba ve Piç" kitabını okudum. Bu kitabı benden sonra Babam da okudu ve medya da anlatılan ve abartılan tarzda negatif bir içerikle karşılaşmadım. Yazarlık sonuçta yansız bir meslek, iki uçlu bir kurşun kalem, iki taraflı yazılan ve iki ayrı dilden, iki ayrı hayatı anlatan zor zanaat. O yüzden eğer bu kitabı okuyacaksınız. Ön yargıları kapı dışarı ettikten sonra okumanızı tavsiye ederim. Çok şey öğreneceksiniz.

Elif Şafak'ın kitaplarını iki sınıfa ayırıyorum, evlenmeden ve çocuk doğurmadan önce yazdıkları ile sonra yazdıkları, aslında o kadar farklılar ki, bunu anlayabiliyorsunuz. Bana evlendikten sonra yazdıkları çok daha sevecen, dil yönünden sade geliyor. Siyah Süt'ü okuduğumda şaşırmıştım. Sonuçta bu bir otobiyografik bir eser olsa da çok eğlenmiştim. Biraz da şaşırmıştım. İç seslerimiz olduğu ne kadar doğruydu, her anımızın aynı olmadığı ve hangisi daha baskın çıkarsa onun bizi yönettiği konusunda ne kadar haklıydı.


Son kitabı Aşk, hayatımda o kadar farklı bir yeri varki, benim en zor anımda, hayatımı nasıl bir rüzgara doğru yönlendireceğimi bilemezken ve o kadar çaresizken, benim yönümü belirlememde ve nasıl bir yol takip etmemde o kadar yardımcı oldu ki, kendisine yazdığım uzun tesekkür mailimde bunu belirtsemde, kendisine bir kere daha teşekkür etmek istiyorum. Aşk'ı bütün arkadaşlarıma tavsiye ettim. Bazen olayı abartıp telefon açıp, Aşk'tan paragraflar okuyordum. Kitabın bitmesini hiç istemedim. Kitapta belki herkes Mevlana'ya hayran kalsa da ben Şems'e aşık oldum. Belki kendimden çok benzerlikler bulmamdı. Mevlana zaten gönüllere sultan olmuş bir isim, ama bu isim Şems'le biraraya geldikten sonra Mevlana'nın Mevlana olduğunu söyleyenler çok sayıda. Şems'in o karşı konulmaz sivri dili, gerçekleri söylemekteki hüneri, dürüstlüğü her yönüyle beni derinden etkiledi. Manevi aşktan cuzi aşka geçilen Ella'nın hikayesi de güzel kurgulanmıştı. Şems'in 40 kuralı beni çok etkiledi ve beni çok değiştirdi. Bu değişim bir anda olmadı ama değişmeyen tek şey değişim sözünden yola çıkarsak, değişmeyen şey, değişmeyen insan yoktur.


Elif Şafak'ın diğer kitaplarını da merakla beklemekteyim. Buradan kendisine kucak dolusu sevgiler göndermek istiyorum.

1 yorum:

  1. Ben de her kitabın vakti olduğuna inanırım. Elif Şafak'ı Pinhan'la tanımış etkilenmiştim fakat kitabın yarısında bırakmıştım. Hala da almadım elime. Sonra Aşk kitabının haberini duydum. Her yerde söyleşilerini takip ettim. Çıktı ve dediğiniz gibi bitmesini istemeden okudum, yavaş yavaş.
    Güzeldi, çok değerli bir kitap.

    YanıtlaSil