18 Eylül 2010 Cumartesi

Elif Şafak, Zülfü Livaneli ve Hümanistlik üzerine

Bu yazımda iki değerli yazara yer vermek istiyorum. Blogumu takip eden ve beni yakından tanıyanlar, Elif Şafakla olan ruh bağımı bilirler. O yazsın ben okuyayım, o konuşsun ben gözlerim kapalı onu dinleyeyim. Benim için değerli ve birçok konuda ufkumu açan, değiştiren, geliştiren bir yazar daha olmuştur. Bu değerli yazarımızda Zülfü Livaneli'dir. İkisini aynı platforma koymanın nedeni hem benim için ikisinin özel bir yeri olması hem de Hümanist deyince benim aklıma Elif Şafak ve Zülfü Livaneli'nin gelmesidir. Bilmiyorum hiç dikkatinizi çekti mi? Elif Şafak ya da Zülfü Livaneli herhangi bir konuda fikirlerini beyan ederlerken izlediniz mi? Ya da yazılarını okuma fırsatınız oldu mu? Her iki yazar da konuştukları ve yazdıkları zaman, kendilerini ifade özgürlükleri, karşı tarafın sınırlarına girmeden, incitmeden ve saygı göstererek belirtmişlerdir. Benim için bana çok ters gelen bir şeyi ikisinden biri bana güzelce anlatsın, inanın ilk başta kafamda soru işareti yanar, sonra düşünme pınarlarım devreye girer ve daha sonra bunları süzgeçten geçiririm ve onların haklı olduğu kanısına varırım. Bilmiyorum sizi gerçekten bu kadar etkileyen, geliştiren ve değiştiren yazarlarınız oldu mu? Benim oldu. Aslında onlara ne kadar teşekkür etsem azdır. Kitaplarında yapmış oldukları insan tahlilleri, köşe yazılarında yazmış oldukları güncel sorunlar bunlar aslında benim düşünce dünyamı sürekli geliştiren ve besleyen ırmaklar gibi.. Her iki yazarda da gördüğüm diğer bir güzel özellik ise yüzlerindeki pozitif enerjiyi yansıtmanın yanı sıra mütavizi tavırlarıyla insanları etkilemeleridir. Yazar genelde egoları olan insanlardır. Ama ben iki yazarda da bunu görmedim. Egolarını çöpe atmışlar. lar Sadece okumakla beslenerek, yazmakla kitlelere seslenerek düşüncelerini dile getirmişlerdir. En sevdiğim özellikleri ise, hiçkimseyi ötekileştirmemeleri. Bu aslında Türkiye'de çok büyük bir sorun. Herkesi ötekileştiriyoruz. İstiyoruz ki o da bizim gibi olsun. Bizim gibi düşünsün. Aslında sadece imkansızı istiyoruz. Hepimiz farklı renklerden oluşuyoruz. Birbirimizi farklılıklarımızla sevsek aslında ortaya çok güzel bir gökkuşağı çıkacak. Karşımızdakini tanımayı denesek ve en önemlisi karşımızdakini dinlemeyi başarabilsek, aslında bütün sorunlar çözülebilecek. Çünkü artık insanlar birbirini dinlemiyor. Sadece ön yargıyla yaklaşıp bir çırpıda karşısındakini silebiliyor. Bu iki yazarı sevmenin nedeni ise, kimseyi ötekileştirmemeleri ve her kesime hitap etmeleri, kitlelere ulaşabilmeleri, bunun yolu da sanırım Hümanist olmaktan geçiyor. Hümanist düşünen herkese buradan selam olsun:)

2 yorum:

  1. Selamını aldım Merve'cim, sağol :) Yazını çok beğendim (imla hataları dışında tabii!!!), ellerine sağlık... Fikirlerine katılıyorum, bu iki değerli yazar konusundaki saptamalarında seninle aynı fikirdeyim. Her zaman insana saygı ekseninde düşüncelerini net ortaya koyan yazarlar... Toplumumuzdaki genel kanı 'net, ödünsüz konuşmanın saldırgan konuşmak olduğu' yönündedir genelde. Ama bu iki yazar insan sevgisini her zaman yazılarında alttan alta hissettiriyorlar. Bu arada düşüncelerini dürüstçe ve okurlarını da derin düşündürerek ortaya koymayı başarıyorlar. Kamplaşma ve kutuplaşmalara karşılar ve kesinlikle polemiklere, sert söylemlere, nefret dolu ifadelere yer vermiyorlar. Her iki yazarın yazıları ve kitapları hakkında bazı olumsuz eleştiriler yapılabilir. Ama okurlarını ruhsal ve düşünsel açıdan zenginleştiren, değerli yazarlar olduğu konusunda seninle aynı fikirdeyim.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Selmin Abla, Beninle aynı fikirde olmana çok sevindim. Şu an Zülfü Livaneli'nin Ars longa vita brevis adlı eserini yani sanat uzun hayat kısa kitabını okuyorum. Latince'nin gözü kör olsun:))) Kitabın dilinin sadeliğini insanı alıp peşinden götürse de asıl konu yazarın yazdıkları. Her sayfanı ayrı bir heyecanla ve ayrı bir merakla aralıyorum. Okurken düşündüren ve bilgilendiren bir kitap. Ben yazarların bu şekilde ara bir kitap yazmalarından tarafım. Çünkü bu yazarlar ne okurlar, nereden beslenirler, romanlarını yazarken ne gibi yollar izlerler gibi konular benim en çok merak ettiğim ve öğrenmek istediğim konulardır. Tabiki romanlarında ve köşe yazılarında az çok yazarın tarzını ve düşünce dünyasını anlıyorsun ama bu tarz kitaplar daha çok yazarın dünyasına girmesine olanak sağlıyor. O yüzden şu an kitabın hiç bitmesini istemiyorum:(

    YanıtlaSil