7 Eylül 2011 Çarşamba

Elif Şafak/ İSKENDER





Elif Şafağın Son kitabı çıktığında ben kazıdaydım. Bandırmanın bir köyünde kaldığımdan ancak tatil gunumde Bandırmaya indiğimde kitabını alabildim. Yoğun iş temposundan dolayı kitabın yarısına kadar okuyabildim, İstanbul'a döndüğüm zaman kitabı bitirebildim. Elif Şafak, evlendikten ve çocuk doğurduktan sonra edebi üslubunda bir değişim ister istemez fark edilmektedir. Genelde O'nun kitapları edebi açıdan zor kitaplardır. Bazen bir sayfasını iki defa okumak zorunda kalırsınız. Çünkü kitabı tam anlayabilmek kitabın içine girebilmek için bunu yapmış olmanız mümkündür. Doğum sonrasında Siyah süt ile başlayan edebi dildeki sadelik, Aşk'la devam etmiştir, İskender de bu yeni halkanın üyesi olmuştur.

Kitabın konusuna gelince; Kitap aslında sevgi ve incitme üzerine kurulu. "İnsan en çok sevdiğini mi incitir" cümlesinden yola çıkarak roman şekillenmektedir. Kitabı okurken düşünüyorsunuz. Birine çok kırılırsınız ve aslında kırıldığınız insanı ne kadar sevdiğinizi ve değer verdiğiniz anlarsınız. O nedenle ona darılır ya da kırılırsınız, ya da insan en çok sevdiğine karşı daha kırıcıdır. Çünkü O'nun yanında kendini zorlama ihtiyacı hissetmez. Ne yaparsam yapayım ne olsa beni seviyor diye düşünürüz. Bu tabiri de genelde ebeynlerimiz için daha çok kullanırız. Hayatta bizi koşulsuz, çıkarsız nedensiz sadece ailemiz sevdiği için kaprislerimizi, kızgınlarımızı ailelerimize gösteriririz. Yazar buradan yola çıkarak Doğulu bir ailenin İngiltere'deki yaşamını konu almaktadır. Elif Şafak bu kitapta Rus yazar Dostoyevski gibi psikolojik analizler yapmaktadır. Her karakteriyle ayrı ayrı ilgilendiğini kitabı okurken anlamak mümkün. Yazar vermek istediği sosyal mesajları ve sorunları Aile bireylerinin gözünden anlatarak dile getiriyor. Özelden Genele doğru kayan bir kurgunun olduğu kitapta birçok ayrıntı bir arada verilmiş. Fakat şöyle bir durum var ki, yazar bu kitapta birçok konuya parmak istemiş, ama tam olarak hangisi ön planda, okuyucu bu konuda biraz zorlanmaktadır.  Kitabın sonunda süpriz beni hem mutlu etti hem de bir yandan üzdü. En çok sevdiğim karakter ise Cemile ve Elias oldu. 

Dili gayet sade ve akıcı olan kitap çok hızlı okunmaktadır. Kitabın kapağını açıkcası begenmedim. Elif şafağı erkek olarak görmek biraz beni yadırgattı. Ama yazarın Orada söylemek istediği, Yazarın kimliği cinsiyeti olmamalı, iki tarafı olan bir kurşun kalem misali her iki tarafta da yazmalı yazabilmeli, hissetmeli demek istediği aşikardır. Yine de Elif şafağın güzel yüzünü erkeksi bir tipte görmeği begenemedim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder