29 Eylül 2011 Perşembe

Yeni kitaplar- Okunacaklar:)


Bu aralar eve kapanıp harıl harıl ders çalışmaktayım. Bugün kendime güzellik yapıp, bağdat caddesindeki D&R gittim. Genellikle Alkım'a giderdim. Fakat kredi kartına 12 taksit yaptıgını öğrendikten sonra artık yolum D&R'dan yana:) Kitap klubümüzde yeni bir sisteme geçtik. Her ay bir ülkeden bir yazar seçip okumaya başladık. Her üye kendine bir ülke seçti ve Oranın edebiyatıyla ilgili bilgiler verdikten sonra, seçtiği kitabı bize önermeye başladı. Bu ay Amerika okuyoruz. Fitzgerald'ın Muhteşem Gatsby adlı romanını okuyoruz. Biraz hayal kırıklıgı yaşasamda kitapla ilgili sonunu okumadan pek fazla yorum yapmak istemiyorum. Aralık ayı benim ayım ve İngiliz edebiyatından bir yazarı seçmem gerekiyordu. Bende Virginia Woolf'u tercih etttim. Sağolsun arkadaşlar ses çıkarmadılar. Kitap olarak da şimdilik Deniz Feneri diye konuştuk.  Ben şimdiden araştırmaya başladım. İlk önce İngiliz Edebiyatı Tarihini araştırmaya başladım. Daha sonra Virginia Woolf'un günlüklerini az da olsa okumaya başladım halen devam etmekteyim. Bugün birçok kitap evini dolaşsam da Mina Urgan'ın Virginia Woolf adlı incelemesini bulamadım. :(( Aralığa kadar bir şekilde temin edeceğim. Aldığım kitapların biri hariç diğerleri de İngiliz Edebiyatına ait.  Bu sene de Fransız ve İngiliz Edebiyatı arasında gidip geliyorum. Ne olacak benim bu halim:)) Kitaplar bitince yorumları yazacağım. Aşağıdaki fotoda ise okuyacaklarım ve şu an okuduklarım yer alıyor. Herkese iyi akşamlar, iyi okumalar:)


19 Eylül 2011 Pazartesi

Gölge Hırsızı-Marc Levy



Marc Levy son zamanlarda en beğendiğim yazarların başında geliyor. Geçen yıl  Birbirimize söyleyemediğimiz Onca Şey adlı kitabını okuduktan sonra yazarın dilinden çok etkilenmiştim. Şiir gibi cümleler, duyguların tarifsiz yorumu kitabı elimden bırakmama neden oldu. Yazarın okuduğum diğer kitapları arasında Keşke Gerçek Olsa ve Sizi tekrar görmek yer almaktadır. Levy'in yeni kitabı Gölge Hırsızı adlı kitabını kazıdayken nette en çok okunan listelelerinde rastladım. İstanbul'a döndükten kısa bir süre sonra D&R yolları bana gözüktü ve kitabı satın aldım. Bu pazar kitabı bitirdim. Aslında 1 gunde bile bitecek bir kitap, fakat ben aynı anda 2 ya da 3 kitap okudugumdan ve Tez'e yeniden başladıgımdan dolayı ancak 3 günde bitirebildim. Kitabı okuyan tanıdıklarımdan bazıları begenmediklerini söylemişti. Kitabı bitirirken keşke sonla alakalı biraz daha bilgi verseydi dediğim oldu ama açıkcası çok beğendim. Bu kitapta da diğer kitaplarında olduğu gibi doğaüstü olaylarla karşılaşılmaktadır.

Kitabın konusu, Annesi ile Babası ayrılmış bir çocuğun rastlantı sonucu insanların gölgelerini çaldığını ve insanların gölgeleriyle konuştugunu fark etmesiyle başlamaktadır. Bu olaydan ilk başta rahatsız olan baş karakter daha sonra insanlara bu şekilde anlamaya hatta birçok kişiye bu şekilde yararı dokunmaktadır. Bunun yanı sıra  Sağır ve dilsiz bir kıza aşık olan baş karakterimiz, yıllar geçse de  Onu aklından ruhundan çıkaramadıgını anlar. Yıllar sonra yolları bir şekilde kesişen aşıkları ne gibi süprizler beklediğini söyleyemeyeceğim:)) Ama kitapta arkadaşlığa, aileye ve aşka dair çok güzel duyguları içinde barındırmaktadır. İyi okumalar dilerim. :)

7 Eylül 2011 Çarşamba

Elif Şafak/ İSKENDER





Elif Şafağın Son kitabı çıktığında ben kazıdaydım. Bandırmanın bir köyünde kaldığımdan ancak tatil gunumde Bandırmaya indiğimde kitabını alabildim. Yoğun iş temposundan dolayı kitabın yarısına kadar okuyabildim, İstanbul'a döndüğüm zaman kitabı bitirebildim. Elif Şafak, evlendikten ve çocuk doğurduktan sonra edebi üslubunda bir değişim ister istemez fark edilmektedir. Genelde O'nun kitapları edebi açıdan zor kitaplardır. Bazen bir sayfasını iki defa okumak zorunda kalırsınız. Çünkü kitabı tam anlayabilmek kitabın içine girebilmek için bunu yapmış olmanız mümkündür. Doğum sonrasında Siyah süt ile başlayan edebi dildeki sadelik, Aşk'la devam etmiştir, İskender de bu yeni halkanın üyesi olmuştur.

Kitabın konusuna gelince; Kitap aslında sevgi ve incitme üzerine kurulu. "İnsan en çok sevdiğini mi incitir" cümlesinden yola çıkarak roman şekillenmektedir. Kitabı okurken düşünüyorsunuz. Birine çok kırılırsınız ve aslında kırıldığınız insanı ne kadar sevdiğinizi ve değer verdiğiniz anlarsınız. O nedenle ona darılır ya da kırılırsınız, ya da insan en çok sevdiğine karşı daha kırıcıdır. Çünkü O'nun yanında kendini zorlama ihtiyacı hissetmez. Ne yaparsam yapayım ne olsa beni seviyor diye düşünürüz. Bu tabiri de genelde ebeynlerimiz için daha çok kullanırız. Hayatta bizi koşulsuz, çıkarsız nedensiz sadece ailemiz sevdiği için kaprislerimizi, kızgınlarımızı ailelerimize gösteriririz. Yazar buradan yola çıkarak Doğulu bir ailenin İngiltere'deki yaşamını konu almaktadır. Elif Şafak bu kitapta Rus yazar Dostoyevski gibi psikolojik analizler yapmaktadır. Her karakteriyle ayrı ayrı ilgilendiğini kitabı okurken anlamak mümkün. Yazar vermek istediği sosyal mesajları ve sorunları Aile bireylerinin gözünden anlatarak dile getiriyor. Özelden Genele doğru kayan bir kurgunun olduğu kitapta birçok ayrıntı bir arada verilmiş. Fakat şöyle bir durum var ki, yazar bu kitapta birçok konuya parmak istemiş, ama tam olarak hangisi ön planda, okuyucu bu konuda biraz zorlanmaktadır.  Kitabın sonunda süpriz beni hem mutlu etti hem de bir yandan üzdü. En çok sevdiğim karakter ise Cemile ve Elias oldu. 

Dili gayet sade ve akıcı olan kitap çok hızlı okunmaktadır. Kitabın kapağını açıkcası begenmedim. Elif şafağı erkek olarak görmek biraz beni yadırgattı. Ama yazarın Orada söylemek istediği, Yazarın kimliği cinsiyeti olmamalı, iki tarafı olan bir kurşun kalem misali her iki tarafta da yazmalı yazabilmeli, hissetmeli demek istediği aşikardır. Yine de Elif şafağın güzel yüzünü erkeksi bir tipte görmeği begenemedim.


Kazıdan Sonunda Döndüm:))

Herkese Merhabalar, zorucu bir kazı sezonunu daha kapatmış bulunmaktayım. Bu yıl 1temmuz 1 Eylül arası kazıdaydım. Arkeolojiyi çok sevsem de bu yıl biraz yaşlandığımı hissettim. Belli bir süreden sonra arazi üstüme üstüme gelmeye başlamıştı. Ama sonunda döndüm. Yazım sadece kazıda çalışmakla geçti. Yoğun geçen iş saatlerinden ve sadece haftada 1 gunluk izinden dolayı ne kitap okuyabildim ne  de film izleyebildim. Bandırmada Elif şafağın İskender adlı romanını aldım ve okumaya başlasam da İstanbula döndüğümde kitabı bitirebildim:) Artık kitap okumaya daha çok vakit ayırabileceğim için çok mutluyum. Dün D&R  gidip kendime yeni ciciler aldım ve onları okumaya başladım:)