Jane Austen'a olan bağlılığımı birçok arkadaşım bilir. Onunla ilgili bir film olduğunda ya da eserlerinin değişik bir versiyonunu gördüğümde hemen oturur izlerim. Şimdiye kadar birçok filme ve diziye ilham olmuş olan eseri Aşk ve Gurur benim için de kült kitaplar arasında yer almaktadır. Türk dizilerinden Asi, Bir İstanbul Masalı'nda bu kitaptan etkilendiği açıkca ortadadır. Yabancı filmlerden Sabrina, Bridget Jones I ve bunun gibi birçok filmde Aşk ve Gurur'dan esintilerle karşılaşmaktayız. Aşk ve Gurur'un sinema ve dizi versiyonlarını hatta Jane in Austen adlı komedisini izlemiş bir insan olarak içlerinde en renklisi bu filmdi. Çünkü bu film Aşk ve Gurur'un Hint versiyonuydu. Filmdeki karakterlerin çogunun ismi aynıydı, sadece Bennet ailesi olarak bilinen Elizabeth'in ailesinin isimleri farklıydı. Filmin konusu da mağlum:) Ama bu filmi izlerken çok eğlendim. Aşk ve Gurur'un Hint versiyonu nasıl olur acaba diye düşünmeyin bence mutlaka izleyin:)) Çok renkli, bol müzikli bir film:) Şimdiden iyi seyirler.
24 Mart 2013 Pazar
17 Mart 2013 Pazar
Amadeus
Yine bir yoğunluk içerisindeyim. Bir yandan iş, bir yandan ingilizce, bir yandan çalışmalar derken kendime hiç vakit ayıramaz hale geldim. Önceden tez yüzünden sızlanmalarım olurdu. Şimdi ise iş yüzünden bu sızlanmalarım devam etmekte.... Haftasonu bir anda bitiveriyor ve ben kendimi yeni bir haftaya hazır hissetmezken pazartesi kapıya dayanıyor. Aslında bu yorucu tempoya alıştım desem de haftanın son iş günü pilimin bittiğini hissediyorum ama ertesi günün tatil olacağını düşünmek yüzümü az da olsa gülümsetmeye yetiyor. Cumartesilerini genelde evde sessizlik içerisinde geçirirken, şu son iki haftadır cumartesilerim dışarıda geçmeye başladı. Pazar günü kazısanız, burnumu dahi dışarı çıkarmam modundayım:) Buradan arkadaşlarıma da duyurulur:) Konuşmayı, bir şeyler anlatmayı ve hatta arkadaşlarımla sohbet etmeyi çok seven ben, sadece susmayı ve çok az olmak kaydıyla da dinlemeyi tercih etmeye başladım. Benim için alışık olmayan bu durum sanırım yaz ayına kadar sürüp gidecek:)
Neyse cumartesileri yeni aktivitem full film izlemek. Kitap okumayı boş kaldığım her vakit yapsam da, artık film izlemek sadece haftasonuna ertelenen bir durum haline geldi. Bu hafta "Amadeus" adlı filmi izledim. Film, W. Mozart'ın hayat hikayesini konu alıyor. Film biraz uzun sürmüş olsa da açıkcası çok etkilendim. Bir dahi müzisyenin hatta o dönemin avrupasında tanrının mucizesi hatta Theophilos (Tanrı dostu) olarak anılmış olsa bile kötü bir hayat geçirmiş olduğunu görmekteyiz. Aslında tarihe bakıldığında önemli adamların bu erken ölümleri ya sefaletten ya da ruhları bedenlerine dar geldiğinden mi nedir intiharlarıyla sonuçlanıyor. 6 yaşında besteler yapmaya başlayan bu eşsiz müzisyen Avursturya'nın kuzeyinde yer alan Salzburg kentinde dünyaya gelmiş, fakat kariyeri Viyana'da gerçekleşmiştir. Notalarla oynamayı bir oyun haline getiren bu dahi müzisyen içindeki çocuğu asla öldürmediği söylenmektedir ki bunu film boyunca görmekteyiz. 35 yaşında hayata gözlerini yuman Mozart ardında bir hayli borç bıraktığı bilinmektedir.
Bugün bile operalarını, konçertolarını dinlediğimizde ruhumuzun havalanıp uçtuğu hissini veren bu adam neden sefalet içinde bir yaşam sürdü? Bu soru aslında gerçekten çok önemli. Çünkü o dönemin avrupasında özellikle Viyana'da Paris'te ve Almanya'da kralların ve kraliçelerin karşısında operalarını, konçertolarını ve müziği icra eden ve günümüzde halen saygı duyulan bu olağanüstü besteci, neden bu kadar parasız bir yaşam sürdü ki o dönemin Viyanasında müziğe çok da önem veriliyordu. Fransa Kraliçesi Marie Antoniette'nin kardeşi II. Joseph Avusturya'nın başında yer alıyordu ve müziğe önem veren bir kraldı. Filmden gerçekten çok etkilendim. Hayatının içine bu kadar müziği dahil eden ve notalarla konuşan ve notanın tınısını kafasında canlandırıp kağıda döken Mozart'ın hikayesinin anlatıldığı bu film gerçekten çok etkileyiciydi.
Son olarak filmi izledikten sonra Mozart ile ilgili kitapları netten taradım ve Can yayınlarından çıkan kitabı okumaya karar verdim. İlerleyen aylarda bu kitabı burada tanıtmayı düşünmekteyim. Son olarak usta bestecinin bir eseriyle konuyu bitirmek istiyorum. Herkese iyi günler dilerim.
http://www.youtube.com/watch?v=2TUIQjZT_8Y
2 Mart 2013 Cumartesi
Film Notları
Merhabalar, bu aralar kendimi film izlemeye adadım desem yeridir. Yorgunluğumu film izleyerek atıyorum. Bu aralar izlediklerimden. Hepsi birbirinden güzeldi. Casablanca'yı birkaç defa izledim. Snow White yeni versiyonu bir hayli güzeldi. Charlize Theron'un (Kötü Kraliçe) Snow White'dan daha güzel olması dikkat çekiciydi ama açıkcası güzel bir filmdi. Bu aralar Snow White çok popüler:) Ben en çok Sindirella'yı severdim:) Onunla ilgili de cover bir film bekliyoruz:) Marie Antoniette anlatıldğı filmde ise, konu biraz kopuktu. Kraliçenin hayatını bilmeyen için çok açıklayıcı bir film değildi. Son film ise Tim Burton yine döktürmüş demek istiyorum. Bu konuda objektif olamıyorum:) Tim Burton ne çekerse hepsini beğeniyorum:)
28 Ocak 2013 Pazartesi
Liebster Blog Award
Bloglar arasında yeni bir etkinlik başlamış. Benim de Sevgili Berfin sayesinde haberim oldu. Çünkü kendisi beni aday olarak göstermiş ve kısacası ben de mimlendim:) Yapacağınız şey aslında çok basit sizi mimleyen blog'un sorularını cevaplamak, sonra kendinizle ilgili 11 gerçeği açıklamak ve en sonunda ise sizin hazırlamış olduğunuz soruları oluşturmak ve aday göstereceğiniz blogları belirlemek. Bir de yukarıdaki fotografı paylaşmak, sizi mimleyen blog'u da referans göstermeyi unutmayın. Şimdiden herkese iyi eğlenceler:)
1. En sevdiğin yazar kimdir?
Aslında bu soruyu tek bir yazarla sınırlamak istemezdim ama aklıma ilk gelen kişi Oya Baydar.
2. Türkiye'de çıkmasını iple çektiğin seri/yazar nedir/kimdir?
Legend Of Seeker serisinin bütün kitapları:)
3. Yılda ortalama kaç kitap okursun?
Eskiden yılda 70'e yakın okurdum ama şu iki senedir 25 tane anca okuyabiliyorum.
4. Kedi - Köpek? Kahve - Çay?
Kedileri çok severim. Hatta ileride bir tane kedi almayı düşünüyorum. Kahve yle hiç aram yok. Çay konusunda da yeşil çay ve earl grey tercihimdir.
5. Gitmekten en keyif aldığın mekan/cafe neresi?
Starbucks, Çınaraltı (Çengelköy), Viktor Levi, Happy Moons, Özsüt (Caddebostan) Şimdilik aklıma gelenler.
6. Kitap okumak için tercih ettiğiniz bir yer var mı?
Odamda yatağım üzerinde okumayı, bir de salonda camın kenarında kitap okumayı çok severim.
7. Okumaya başladığın kitapları yarım bırakırmısın? Sonunu getiremediğin kitaplar hangileri?
Her kitabın bir ruhu olduğuna inanırım. Bazen bir kitaba başlarım ve kitabın ortalarına gelemeden yarım bırakırım. O an ki ruh halimin kitaba hitap etmediğini anlarım. Bu aralar yarım bıraktığım bir sürü kitabım var. Bunlardan birkaçı; Duyguların Dili, Midak Sokağı, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Limon Ağacı:)
8. Sevdiğin müzik türleri nelerdir?
Jazz, Jazzz, Jazzz:)) ve Etnik Müzikler. Aslında enstrümantal tarzda olan müzikleri dinlemeyi de çok seviyorum. Beni çok dinlendiriyor.
9. Takip ettiğin diziler varmı? Hangileri?
Once Upon A Time, Revenge, Avrupa Avrupa, Böyle Bitmesin.
10. 2-3 kitabı bir arada okur musun?
Sadece bir kitabı okuduğumu hatırlamıyorum. Her zaman iki ya da üç kitabı bir arada okurum. Sanırım çok çabuk sıkıldığımdan böyle oluyor.
11. Tahminen kaç kitabın vardır.
700'e yakın:)
Benimle ilgili 11 gerçek:)
1- En sevdiğim renk mor, pembe ve mavi:)
2- Evde vakit geçirmeyi çok severim. Miskinlik göbek adım:) Pijamalarım ve sabahlığımla bütün bir günü geçirebilirim:)) Annem bu konuda sen benim kızım olamazsın der hep:)) ve benim bu halime hep çok güler:) Rahatıma çok düşkünüm kısacası:)
3- Yemek yapmayı çok severim. Hatta bu konuda başarılı olduğum söylenir. Özellikle değişik tarzda şeyler denemeyi çok severim. Bu aralar Asya yemeklerini deniyorum:)
4- Baharatı çok severim. Özellikle Zencefil, Kimyon ve Köri:)
5- Aromatik kokuları çok severim. Çayı içerken bile mutlaka karanfil koyarım. O yüzden siyah çay konusunda da Earl Grey'i tercih ederim. Tarçını tatlılar da içtiklerime koyarım. Tarçın'ın büyülü bir kokusu olduğuna inanırım.
6- Aleo vera yağı vazgeçilmezlerim arasındadır. Kokusu çok hoşuma gider. Hatta parfüm olarak kendisini kullanırım:) Çiçek yağlarına karşı bir düşkünlüğüm var cildime saçıma sürerim. Bazen banyo suyuma bile katarım:)
7- Bütün bir günümü evde kitap okuyarak geçirebilirim:) Arkadaşlarım beni dışarı çagırdıklarında ya da bir yere davet ettiklerin de çok zor giderim. Ağır kanlılığımla bilinirim:))
8- En sevdiğim aktör Colin Firth. Hatta hep onun gibi biriyle evlenmeyi hayal ederim arada sırada:)
9- Kupa koleksiyonum var ve kupalarımı odamdaki rafımda sergiliyorum:) Biri bana kupa aldığında acayip mutlu olurum:)
10- Küçük şeylerden mutlu olurum. Yeter ki bir anlamı ve değeri olsun. Asla hediyelere fiyat biçmem. Çikolata bile mutlu olmama yeter:) ya da güzel bir yemek:) Ayrıca içinde baykuş olan her hediye havalara uçmam için de yeterlidir.
11- Yurtdışında görmek istediğim yerlerin başında Paris ve Bali gelir:))
Benim Sorularım
1- Kitaplardan uyarlanan filmler konusunda ne düşünüyorsunuz? Bunlar arasında sizi etkileyen hangisi olmuştur?
2- En sevdiğiniz yazar ve kitap
3- Kendinizle özdeştirdiğiniz bir kitap karakteri var mı?
4- Yılda ortalama kaç kitap okursunuz?
5- Ne tarzda kitap okursunuz?
6- Klasiklerden en sevdiğiniz kitap hangisi
7- En sevdiğiniz renk?
8- Kütüphanenizde ortalama kaç kitap var?
9- Kitap hediye etseydiniz bu hangisi olurdu?
10- Blog önerilerini dikkate alıp, kitap alıp okur musunuz?
11- İzlediğiniz diziler?
Veee Adaylarrrr
http://birazsoylebirazboyle.blogspot.com/
http://gunicinderastladim.blogspot.com/
http://baykusgozuyle.blogspot.com/
http://edabellaa.blogspot.com/
http://myblog42-42.blogspot.com/
http://morkalemlik.blogspot.com/
23 Ocak 2013 Çarşamba
Jane Austen Hayatımı Mahvetti /Beth Pattillo
Bu kitabı geçen ay bitirdim ama bir türlü buraya yazamadım. Bu aralar nedense popüler tarzda ya da sadece kafamı dağıtacak, edebi anlamda çok fazla derinliği olmayan kitaplarla vaktimi geçiriyorum. Bu kitap uzun zamandır aklımda, fakat bir türlü alıp okuyamıyordum. Pegasus Yayınlarının birkaç kitabını bu şekilde gözüme kestirdim. Sırada Filozuf'un Çırağı adlı kitap var ama ne zaman satın alırım ve ne zaman okurum tanrı bilir:)
Jane Austen, lise yıllarımda hayatıma girmiş ve beni kendisiyle zehirlemiş ve panzehirini bir türlü bulamadığım hastalık gibi yakama yapışmıştır. Kitaplarındaki erkek kararkterlerin asillikleri, gururlu halleri ve takdire şayan kibarlıkları içime işlemiştir. Lise yıllarım bu charming hayalleriyle heba oldu. Belki de önüme çıkan fırsatları hep bu nedenden tepmek durumunda kaldım ve belki mükemmel bir aşkın kıyısından yine bu hayaller yüzünden döndüm. Bu yüzden bazı pişmanlıklarım yok değil. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda gerçekten 19. yüzyıldan kalma gururlu ama sevdiği için her şeyi yapacak mağrur bir prensin Pemberley'den kalkıp beni bulmaya geleceğini ve beni bulacağını mı sanıyordum.:)) Fakat belli bir süreden sonra, gerçek dünya denilen olgunun ne yazık ki öyle olmadığını geç de olsa anlamış bulunmaktayım. Charming ölmüş de ağlayanımız yok hesabı:)) Mr. Darcy hayallerim de yıllar önce okyanusların derin sularına gömüldü zaten. Aslında, Jane Austen'ın hiç evlenmediğini de hesaba katarsak yazmış olduğu kitaptaki karakterlerin o dönemde bile olmadığını hepsinin Jane Austen'ın hayal ettiğini düşünmekteyim arada sırada. Hayır yanlışım varsa beni düzeltin:)) Bu kitap aslında benim de Jane Austen'a neden bu kadar bağlı olduğumu da sorgulamaya itti:))
Kitabı okurken çok eğlendim. Konusuna gelince bir üniversitede ingiliz edebiyatı ve jane austen üzerine çalışan Emma'nın kocasını asistanıyla yakalaması ve okulla bağının kesilmesinin ardından İngiltereye Jane Austen'a hayatını mahvettiği için hesap sormaya gelmesiyle başlar. Kitapta Jane Austen ile bilgileri okurken çok eğlendim. Jane Austen kitaplarındaki gibi balolara gitmeyi ve dans etmeyi çok severmiş. O dönemde kızların ileri tahsil yapmalarına izin verilmemesine rağmen Jane'nin kitaplarla ömür geçirmesi ve bunu yazarlığa dökmesi gerçekten çok muhteşem bir durum diye düşünüyorum. Kız kardeşiyle olan yakın ilişkisi hemen hemen her kitapta kendisini hissetirmiş olduğunu birçoğumuz bilir. Aşk ve Gurur'da Jane ve Elizabeth, Akıl ve Tutku'da Marianne ve Elinor gibi. Emma çıkmış olduğu bu yolculukta yıllardır yakınında olan ona her daim destek olan arkadaşı Adam ile ilişkilerini sorgulamaya ve Jane Austen'a bağlı gizli bir derneğin de istedikleri işleri bir taraftan yürütmeye başlar. Gizli dernekle kurmuş olduğu bu iletişimden sonra hem Jane Austen'ı küllerinden yeniden doğmasına izin verir hem de kendini ve çevresini daha iyi gözlemlemeye başlar. Jane Austen'ın kitaplarında geçen mekanlara yolculuk eder ve orada hangi duyguyla bunları yazdığını düşünmeye başlar. Kitap da özellikle Mr. Darcy, Mr.Willoughby, Mr. Knightly karakterleri üzerinde yoğunlaştığını görmekteyiz. Kısacası, kitabı okurken çok eğlendim. Jane Austen'ın hemen hemen bütün kitaplarını okumuş kişilerin okumasını tavsiye ederim. Çok zevk alacağınıza eminim. İyi okumalar.
Sevgiler:)
6 Ocak 2013 Pazar
Yeni Yıl
Merhabalar, aslında bu biraz gecikmiş bir post oldu. Fakat 20 gündür annemin sağlık problemleriyle ilgileniyordum ve moralim hiç değildi ve 2013'e kafamız dalgın ne olacak diye girdik ama yeni yıl bize uğurlu geldi ve annemin ameliyatı da sonuçları da olumlu çıktı ve yüzümüz yeniden gülmeye başladı. Her şeyin başı sağlık gibi klişe bir laf etmek istemiyorum ama gerçekten öyleymiş bunu yaşayarak öğrendik. Herkesin sağlığı yerinde olsun, allah kimseye dermansız hastalık vermesin diyorum.
Bloggerlar arasında düzenlenen Yeni yıl etkinliğine bu yıl ben de katıldım. Banu bu yıl organizasyonu üstlenen kişi oldu ve benim de haberim onun sayesinde oldu. Kendisine tekrardan teşekkürler. İlkokula giderken annemle birlikte yılbaşında, bayramlarda Antalya'daki akrabalarımıza tebrik kartları gönderirdik. Yani ben yazardım annem bu konuda hem bana yardımcı olur hem de posta işini üstlenirdi. Yıllar sonra yılbaşı kartı organizasyonuna katılmak, kartların iki gün arayla gelmesi bir hayli heyecanlıydı fakat ben bu heyecanı yeni yeni yaşamaya başladım desem aslında daha doğru olur. Çünkü 20 gündür hayattan kopuk bir halde yaşıyordum. O yüzden birçok blogger'a kart gönderemedim. Buradan tekrar özür dilerim. Kartlar inanılmaz güzeldi. Ayrıca süpriz hediyler de ayrı güzeldi. Beni tanıyan herkes kitaplara, kupa tarzı bardaklara, çikalotaya ve içinde baykuş geçen her şeye karşı sevdalı olduğumu bilir:) Bu yıl baykuşlu hediyelerin ikisi Halam'dan geldi. Kendisi bana baykuşlu kumbara ve çorap almış. Buradan ona da tesekkür etmek istiyorum. Kupa'yı da gördüğüm anda vuruldum ve kendime hediye olarak alıverdim:). Yılbaşı kurabiyelerim de annemin arkadaşlarından Burcu'ya ait. Ona da buradan teşekkür etmek isterim. Gelelim kartpostallara; Sevgili Banu, Mina, Seda, Yasemen, Hazan, Hatice, Eda, Elif- Ceren- Gülçin, Özlem ve Mine'ye sonsuz teşekkürler. Bunun yanı sıra 1 kart daha var ama gönderen kişinin adı yazmıyordu. Kendisini de çok teşekkür ederim.
Yeni Yıl herkese ilk başta sağlık, huzur, mutluluk, iş, para ve aşk getirsin. Kitaplarımız eksilmesin artsın ve bu etkinlikte yer alan bloggerlar bir araya gelsin:) görüşme imkanı bulsun diyorum. 2013 hepimize aydınlık, huzur ve barış getirsin. Dileklerimiz kabul olsun.
Sevgiler
Merve
14 Aralık 2012 Cuma
Kleopatra'nın Kızı/ Michelle Moran
Merhabalar, bestseller olmuş bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bundan 1 ay kadar önce bu kitabı D&R indiriminden aldım. Aslında bu aralar sadece kafa yormayan beni dinlendirebilecek kitaplar arıyordum. Bu kitap çok iyi geldi. Anlatılan dönem Roma İmparatorluk Dönemi'nin başları olunca hemen aldım. Aslında bu kitabı okuyunca birçok şey öğrendiğimi ve bilmediğim şeyleri araştırma imkanı bulduğumu fark ettim. Yazar da anladığım kadarıyla tarihçi ve birçok kazıya katılmış biri. Çünkü o döneme ait zamansal kesitleri çok doğru şekilde verdiğini ve bu konuda bir hayli bilgili olduğunu gördüm. Bunun yanı sıra kitabın kurgusu da bir hayli iyiydi. Kitabı okurken yaşanan atmosferden dolayı Hellenistik Devir krallıklarına yeniden gitmemi sağladı. Seleukoslar, Ptolemaioslar o dönem yaşanan olaylar, savaşlar, kültür akımı. Neyse kitabın konusuna gelecek olursak, Ptolemaios Krallığının son temsilcisi olan 7. Kleopatra tarihçiler arasında güzel olmadığı söylense de bilinen bir gerçek var ki Kleopatra'nın çok zeki ve kültürlü bir kadın olmasıdır. Neredeyse 7 dil bilen, Hellence'nin yanı sıra Latince'ye de hakim ve kitap okuyan entellektüel bir kadın. Kleopatra'yı bu kadar özel yapan ise Roma'nın iki önemli büyük ismiyle aşk yaşamış olmasıdır. Julius Caesar ve Marcus Antonius. Özellikle Marcus Antonius ile yaşamış olduğu aşk çok konuşulmuş. Marcus Antonius bu aşk yüzünden Roma'da bayağa tepki görmüştür. Birçok yazar onların aşkını yazmıştır. Shakespeare'ı bile buna örnek verebiliriz. Kitabın asıl konusu ise, Kleopatra'nın Marcus Antonius'tan olan çocuklarından biri olan Kleopatra Selene'nin yaşamı ve o dönemin Roma'sıdır. Kitap, Selene'nin Actium savaşından ve annesi ile babasının ölümünün ardından ikiz kardeşi Helios ve küçük kardeşi Ptolemaios ile Roma'ya götürülmesiyle başlamaktadır. Burada onları Mısır'dan çok farklı bir yaşam beklemektedir. Kadınların sadece evde geçen yaşamları, kendilerini çocuklarına adamaları, evin günlük işlerine hakim olmaları gibi. Kleopatra Selene için Roma her açıdan farklı gelirken, Mısır'daki yaşamını özlemekte ve Roma'da Mısır'ı hatırlatacak ve oradaki günlerine bağlı kalacak bazı izler aramaktadır. Agustus'a olan öfkesi zaman içinde geçmezken, bir gün Mısır'a geri dönüp annesinin krallığını tekrardan yönetebilmeyi daha doğru ikiz kardeşi Helios'un yönetebileceğini hayal eder. Bir gün Agustus'un onları geri yollayacağını düşler. Fakat yaşadıkları olaylar karşısında bunun olmayacağını fark ederek, Roma'ya ayak uydurmaya başlar. Bu konuda da Agustus'un kardeşi, Marcus Antonius'un eşi yani Kleopatra'nın üvey annesi Octavia'dan çok destek görür. Kitaptan açıkcası çok etkilendim. Aslında Agustus Dönemi'nin her açıdan çok zengin olduğunu gördüm. Mimar Vitrivius, Vergiulus, Horatius, Ovidius gibi önemli isimlerin onun döneminde yaşamış olması, Roma'nın yeniden inşaası, tuğla kaplı kentin mermer bir kente dönüştürülmesi, İmparatorluk dönemine geçilmesi bunların hepsi Agustus dönemine ait kesitler. Bu kitapta da bunlara da yer veriliyor. Aslında Roma'nın tarihi panoramik bir şekilde anlatılıyor. Film kesiti gibi. Ben okurken çok zevk aldım. Sizin de alacağınızdan eminim. Kitapta geçen kişilerin kimler olduğunu ise arkadaki notlarda açıklanmış. Herkese iyi okumalar.
Sevgiler
Bellanomisma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








.jpg)



