2 Ekim 2010 Cumartesi
Legend Of The Seeker- Arayıcı'nın Efsanesi
26 Eylül 2010 Pazar
Ars Longa, Vita Brevis (Sanat Uzun, Hayat Kısa) Livaneli

" Doğru olan her formül, içinde mutlaka estetik değer barındırır" Livaneli, s:141.
"2O. yüzyıl insanlık tarihi boyunca hatırlanacak bu toplu katliamdaki amaç kitleseldi. 21 . yüzyıl kitleselliğe değil, bireye vurgu yapan bir çağ oluyor" Livaneli, s: 165.
"20. yüzyıl ne kadar bir toplumsallaşma, kitleselleşme çağıysa, 21. yüzyıl da o kadar bireyselleşme yüzyılı". Livaneli, s:166.
25 Eylül 2010 Cumartesi
Yeni Kitaplar
Big Fish- Büyük Balık

Tim Burton filmlerini çok severim. Genelde filmlerinde gotik karakterlere rastlamanız mümkün. Size Tim Burton'ın en sevdiğim filmlerinden biri olan Big Fish adlı filmi önermek istiyorum. Tim Burton filmlerini izleyenler bilir. Filmlerinin konuları farklı olsa da film başladığında kesinlikle bu Tim Burton filmi dersiniz. Film eleştirmenleri, film için ” Modern bir Oz Büyücüsü Masalı” yorumunu yapmışlardır. Filmin konusu ise; Edward Bloom adında bir adamın hayat hikayesini anlatmaktadır. Edward Bloom ‘un son zamanlarıyla başlayan film, yaşlı adamın etrafındakilere gençlik dönemini ve yaşadıklarını masalsı bir tatla anlatmasıyla, o yıllara dönülmekte ve görsel bir şölen başlamaktadır. Çünkü Edward Bloom yaşadığı her şeyi abartarak ve olduğundan çok daha renkli anlatmaktadır. Bu durum oğlu William’ı sıkmakta ve babasını bir türlü anlamamaktadır. Edward Bloom kendini nehirde yaşayan ve bir türlü yakalanamayn Büyük bir balık olarak görmektedir. Öldükten sonra nehirde balık olacağını ve hayatını bu şekilde devam edeceğini düşünmektedir. Yıllar boyu anlatmış olduğu hikayelerden sıkılan oğlu, anlatmış olduğu her şeyin onun hayal ürünü olduğunu düşünmektedir. Taa ki babası ölüm döşeğine düşünceye kadar. İçinde felsefe ve hayata dair mesajlar bulunan bu filmi herkese tavsiye ediyorum.
“Nehirde büyük bir balık olabilirsiniz, fakat denizde küçük bir balıksınızdır”.
Yahşi Batı



Merhabalar, Bundan birkaç ay önce bir pazar gecesi ailece “yahşi batı” adlı filmi izledik. Filmi izlerken bir ara gülmekten nefes alamadığımızı belirtmek isterim. Filmde argo espiriler olmasının yanında, zekice işlenmiş esprilerde vardı. Birçok tanıdığım bu filmle ilgili değişik yorumlarda bulunmuşlardı. Bazıları filmi överken, bazıları çok sıradan olduğunu söylediler. Açıkcası bende bu nedenden dolayı filmi bu kadar geç izledim. Gülmekten keyif alanlar için bu filmi izlemenizi öneririm.
Film Lemi Bey ile Aziz Bey’in Amerika’ya Osmanlı padişahının hediyesini götürmesiyle başlar. Yolda başlarına bir dizi felaket gelen bu iki elçinin, Amerikan başkanına verilecek olan elmas hediyeyi eşkiyalara kaptırmalarının ardından, elması geri almanın yollarını alırlar. Amerikan rüyası üzerine yapılan ince espriler açısından izlenmeye değer. Kola’nın bile Türkler tarafından ilk kez bulunduğunu, Amerikalılar’ın bizden çaldıklarını bile iddia eden bu iki Bey, kılıktan kılığa girerek, yaşadıkları maceralarla izleyici güldürmekten bir hal alırlar. Cem Yılmaz’ın oyunculuğunun yanı sıra Demet Evgar’ın oyunculuğu da her zamanki gibi muhteşem. İyi Seyirler.10 Eylül 2010 Cuma
Letters To Juliet
Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biri. Bu nedenle bu filmi hemen bloguma yazmaya karar verdim. Filmin baş kahramanı New york'ta yaşayan bir yazardır. kendisi aynı zamanda nişanlıdır. Sophie, nişanlısıyla evlenmeden önce ön balayı yapmak için Verona'ya gitmeye karar verir. Verona herkesin bildiği gibi, Romeo ile Juliet'nin kentidir. Aşkın kentidir. Verona'ya geldiklerinde Sophie ve nişanlısı birlikte zaman geçirmeye fırsat bulamazlar. Bunun nedeni, nişanlısının New york'ta bir İtalyan Restaurantı açacak olması ve bu nedenle sürekli İtalya'nın birçok şehrini gezerek, açacağı yer için hazırlıklar yapmasıdır.Sophie bir gün Verona sokaklarında dolanırken, Juliet'nin evinin önünden geçer. Kalbi kırık, çaresiz, hasta ve bunun gibi birçok sorunu olan kadınlar, Juliet'e mektup yazar ve Juliet'in sekreterleri yazılan bu mektuplara cevap yazarlar. Sophie bundan çok etkilenir ve mektupları toplamalarına yardım ederken birden bir taş düşer ve onun arkasından tam 50 yıl önce yazılmış bir mektubu bulur. Sophie bu mektuba cevap vermeye karar verir. Mektup sahibine ulaşır ve Verona'ya gelir. Hikaye asıl bundan sonra başlamaktadır. Ben izlerken çok keyif aldım. Aşk her yerde, her yaşta aşk. İyi seyirler.
