Merhabalar, bu aralar tutkunu olduğum diziler var.
- Once upon a time
- Merlin
- Lost in Austen
- Ghost Whisperer
Son yazdığım yeni bir dizi değil; fakat bu dizinin sonradan da olsa tutkunu oldum. İlk yazdığım dizi Once Upon A Time çok güzel bir dizi. Fanstastik bir dizi ama ben çok sevdim. Üç numaraları dizi sadece 4 bölümden oluşuyor. Austen okuyanlar için çok cici bir dizi. Siz hangi dizileri izliyorsunuz?
28 Ocak 2012 Cumartesi
15 Ocak 2012 Pazar
Kitap Klubumuz:) Göçmen Yıldız
Bu ay Fransa ayı için seçtiğimiz Göçmen Yıldız adlı kitabı konuşmak için biraraya geldik. Hava inanılmaz soğuktu ve bu da yetmezmiş gibi neredeyse yarım saat elektrikler kesildi. Kadıköy'un sessiz ve sakin mekanlarından biri olan Clock cafede resmen donduk :) Ama buna rağmen kitap dostlarıyla oturup edebiyattan, filmden, müzikten konuşmak çok güzeldi. Herkes mutlu mesut ayrıldı. Kitaba gelince Fransız yazar Le Clezio'nun Göçmen Yıldız adlı kitabıydı. Hiçbirimiz kitabı begenmedik. Konu ve üslup bakımından bize çok sıkıcı geldi. İkinci Dünya Savaşı ve ardında kalanlar tarzı şeyler okumaktan aslında bıkmışız. Usluba gelince betimlerin sıklıkla verildiği ve asıl konuya ulaşmamızın zor olduğu bir kitaptı. Herkesin söylediği bu kitabı okurken 3 kitap bitirdim demeleriydi. Biz bu kitabı begenmedik ama bu kitap üzerie doktora tezi yazmışlar:) Kitabın içindeki her ismin ve her bölümün bir simgesi bir sembolu varmış. En azından bunu ögrenmemiz de iyi oldu. Le Clezio Nobel ödüllü bir yazar. Aynı zamanda Fransa'nın en ünlü yazarlarından biri. Edebiyat üzerine eğitim almış. Hatta bu konuda doktora bile yapmış. O nedenle yazarı bir kitabıyla değerlendirmek istemediğimizden dolayı ilerleyen aylarda kendimiz Çöl adlı kitabını da okumayı düşünüyoruz. Herkese iyi okumalar.
12 Ocak 2012 Perşembe
Bu aralar okuduklarım:)
Kitap klubumuz için bu ay Fransız yazar Le Clezio'nun kitabını okuyoruz. Cumartesi bu kitabı konuşmak için biraraya geleceğiz. Ben halen kitabı bitiremedim. Çünkü kitap bir türlü beni kendisine çekemiyor. İçine giremiyorum. Her kitabın ruhu olduguna inanan ben, bu kitabın da henüz okumam için zamanı gelmediğini düşünmekteyim fakat kitabı görevmişcesine de bitirmek zorundayım. Kitabın yorumunu daha sonra buraya yazacağım. Aslında bu sene kitap klubu için okuduğumuz üçüncü kitap ama ben hiçbirini sizinle paylaşmadım. En kısa zamanda telafi etmem lazım:) Bu kitabın dışında Virginia Woof'un Ms. Dalloway adlı kitabını okumaktayım. Woolf'un hikayeleri kolayca okunabilse de, romanlarını okumak açıkcası zor. Tüm dikkatinizi kitaba vermeniz gerekiyor. Başka bir şey düşünmenizi, dinlemenizi istemiyor.:) Bunun yanı sıra son olarak da Wilkie Collins'in Beyazlı Kadın adlı kitabını okumaya devam etmekteyim. Tezden ara verdiğim zaman hemen çikolata ya da televizyon molası gibi kitabı okuyorum:) Bu aralar tatlıyla da başım dertte ama bu konuya hiççç girmek istemiyorum. Bu aralar siz neler okuyorsunuz?
31 Aralık 2011 Cumartesi
2011 Veda ederken
Merhaba, 2011 veda edeceğimiz şu saatlerde yeni bir yıla merhaba demeden önce bende buraya ufak notlar paylaşmak istedim. 2011 yılı benim için sakin, sessiz ve tezimin yogunluğu ile geçen bir yıl oldu. Bu yıl da aynı şekilde geçeceği kesin. Okumayı her anlamda sevdiğim için bu beni yormuyor. Yoran sadece insanlar ve Onların tavırları ve sorunları.
2011'de izlediğim en güzel film Midnight Paris, okuduğum en güzel kitaplar, Serenad, Kirpinin Zarafeti, Uçabilen Kız ve Beyazlı Kadındı. Gittiğim en güzel tiyatro oyunu Tarla Kuşuydu Juliet idi.
Bu yeni yılda herkese ilk başta sağlık, huzur, mutluluk, iş, aşk, para, getirmesini dilerim. Bol bol kitap okuyabileceğimiz ve onları tartışabileceğimiz güzel bir yıl olsun. İçimize huzur dolsun. Kıskanç, haset, mutsuz insanlar hayatımızdan yok olsun, kapı dışarı olsun. Sıcacık dostluklarla huzurlu bir şekilde geçirebileceğimiz bir yıl olsun.
Sevgilerimle
30 Aralık 2011 Cuma
Kitap Klubumuz:)
Merhabalar, yaklaşık olarak 1.5 yıldır sürdürdüğümüz bir kitap klubumuz var. Her ay bir araya gelip seçtiğimiz kitab hakkında konuşuyoruz. Ekip arkeolog, tarihçi, doktor, elektrik mühendisi http://gunicinderastladim.blogspot.com/ haberleşme mühendisi, hukukçu, ingilizce öğretmeni ve matematik öğretmeninden oluşuyor. Aslında çok çılgın bir ekibimiz var. Bol kahkahalı, bol yorumlu ve bol eglenceli buluşma oluyor bizim için:) Bu ay Le Clezio 'nun Göçmen Yıldız adlı kitabı için biraraya geleceğiz:)
20 Aralık 2011 Salı
Yeni kitaplarrrr
Geçtiğimiz aydan itibaren, kitaplığım kitaplarla şenlendi. Doğum günümde hediye verilenler, benim kendi aldıklarım ve bugün idefix'ten gelen siparişlerimle birlikte kitaplarımın sayısı fazlalaştı. Eksilmesin artsın diyorum.:)
4 Aralık 2011 Pazar
Zülfü Livaneli- Serenad
Merhabalar, bu aralar blogumu çok boşladım. Anlatacağım bu kitabı geçen ay okudum. Üç gün içinde bitirmiştim. Halen tadı damağımda desem yeridir. Aslında bu aralar çok kitap okudum ama bir türlü buralara girip yazamıyorum. Yoğunluktan ve yoğun olmadıgım zamanlarda ise dinlenmekten:) sanırım biraz yazma konusunda üşengeçlik yaşamaktayım:)
Kitabın konusu aslında 1940'lı yıllar ile 2000'li yıllar arasında gidip gelmektedir. Roman'ın baş kahramanı olan Maya kitabın başında kendisini Müslüman, Hristiyan ve Yahudi olarak tanımlamaktadır. Bu cümleden direk yazarın hümanist bakış açısını hissetmek mümkün. Kitabın konusu aslında hüzün desek daha doğru olurdu. Bazı yerlerde gözlerim doldu, bazen kitabı kapattım kenara koydum ama sonra tıpış tıpış gidip, şimdi bakalım ne olacak diye okumaya devam ettim. Kitap aslında Maya'dan daha çok Roman'ın diğer kahramı olan 80 küsür yaşında olan Alman Prof. Maximilian Wagner'ın hüzünlü hikayesini anlatıyor. Maya, bu hikayeyi dinleyerek eşlik ediyor ve bu Prof. Wagner yüzünden, dış çevreden hiç hak etmediği iftiralara ve haksızlıklara uğruyor. Kitabın en acıklı yeri ise Wagner'ın karısına bestelediği Serenad adlı eserini Şile'de deniz kenarında soğuk havaya rağmen Ona ithaf ederek çalmasıydı. Wagner'ın böyle bir şey yapmasının nedeni ise, karısının bu sularda ölmesi, Wagner'ın bunu ve karısının yokluğunu unutamaması ve yıllar sonra karısını kaybettiği yere gelerek Onun anısına bu besteyi çalmasıdır. Yahudi olan karısı Nadia'nın II. Dünya Savaşı Dönemi'nde Sturma faciasında ölmüştür. Struma faciasının da ardında kalanları, bilinmeyeleri gün yüzüne çıkaran Livaneli, bu konuda da yakın geçmişimizi ögrenmemizi, ya da unutmak istediklerimizi hatırlamamıza yardımcı oluyor. Kitabın dili, diğer Livaneli kitaplarında olduğu gibi sade ve duru bir anlatıma sahip, Hikaye ile bütünlük sağlayan dil ve anlatım, kitabın hemen bitmesine neden oluyor:) Eleştirebileceğim tek şey ise yazarın fazla detaycı olmasıdır. Kitapta birçok şeyi Onun sayesinde öğreniyorsunuz ama, bazen okurken tarih dersi gibi oldu demekten kendimi alamadığım yerler çok oldu:) Herkese iyi okumalar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

