Merhabalar, iki yıl önce kurduğumuz kitap klubümüz yeni üyeleri ve yenilikleriyle tam gaz devam ediyor. Aslında 6 kişi olarak başladık. Sonra 4 kişi kaldık. Bu sene ise sayımız 9 kişiye çıktı:) Artması dileğiyle. Geçen sene düzenli olarak toplanamıyorduk. Hep bir aksilik oluyordu. Fakat bu sene hemen hemen her ay bir araya geliyoruz. Okuduğumuz kitabı tartışıyoruz. Bizimle bu konuda dalga geçenler çok oldu. Hatta bazıları oturup kitabı aynı mekanda yan yana okudugumuzu düşünmüşler. Bazılarına çok saçma geldi. Amacımız her ay ortak bir kitap belirleyip okumak, sonra bir araya gelip tartışmak. Gruptaki herkes farklı mesleklerden gelmekte, mühendis, doktor, arkeolog, iktisatçı, öğretmen, mimar. Hepimizin ortak noktası edebiyat:) Okuma kriterlerimizin arasında edebiyatı derinlemesine hissettiğimiz her kitabı okumak gelmekte, Yeter ki popüler ya da çok satan olmasın:) Ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Bu yıl herkes kendine bir ülke seçti. Benim ülkem İngiltereydi ve Virginia Woolf okuduk. Mesela bu ay İtalya ayındayız. Geçen ay Güney Amerikaydı. Ülkeyi alan kişi önde gelen romancıları ve kitapları bize sunuyor ve oy birliği ile kitabımızı seçiyoruz. Seneye için farklı bir uygulamaya geçtik. Bu sene sadece 1 tane türk yazar okuyabildik:) Eylül ayında olacak olan yeni sezonumuzu türk yazarla açacağız. Yine herkes kendine bir ay seçecek. Okunmayan kenarda köşede kalmış ya da okunması gereken türk yazarların kitaplarını okuyacağız. Kendi dilimizin keyfine varmak istediğimiz bu yeni sezonda bakalım bizi ne süprizler bekliyor olacak. Sizin bu konuda bize önerebileceğiniz kitaplar var mı? Eski yeni fark etmez. Biz ne olsa okuyacağız.
11 Haziran 2012 Pazartesi
2 Haziran 2012 Cumartesi
Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit
Merhabalar, sonunda bu kitabı bitirebildim. İlk çıktığı zaman aldım, sanırım Nisan ortalarıydı. Fakat o tarihler tezimin en yogun ve hatta çalışmama nokta koyacağım döneme denk geliyordu. O yüzden otobüste, trende, vapurda hatta dışarda yürürken okuyordum:)) hatta birkaç kez düşme tehlikesi geçirdim:) Tez biter bitmez kaldığım yerden yeniden başladım:) Ahmet Ümit'in kitaplarını çok severim. Agatha Christie romanlarının meşhur dedektifi Hercule Poirot, Ahmet Ümit'in kitaplarında Nevzat Başkomiser'e denk gelir:) Yine muhteşem üçlü Nevzat Komiser, Ali ve Zeynep'i bu kitapta da görmekteyiz. Ama bu sefer bu üçlü biraz arka planda yer almakta. Kitabın sonunu biraz farklı bekliyordum. Biraz şaşırdım desem yeridir. Hatta biraz sönük gibi geldi ama genel olarak kitabı çok begendim. Bir Arkeolog ve Eskiçağ Tarihçisi olarak şunu söyleyebilirim ki polisiye ve popüler tarih kitaplarında rastlanmayan bir özelliği sahip kitap. O da sorgulamaya dayalı bir tarih bilinci:) Aslında okuyan herkese de yazar bunu göstermeye çalışıyor. Sorgulamak. Tarihi sorgulamak, sorular sormak ve araştırmak. Şu sözü çok severim biraz klişe olacak ama "geçmişini bilmeyen, geleceğine de bakamaz". Tarih aslında meraktır, araştırmaktır ve sorgulamaktır. Belgelerle olanı yorumlayabilmek ve düşünmektedir. Aslında bu kitapta Ahmet Ümit bir tarihçi gibi araştırma yapıyor, dedektif gibi iz sürüyor. Dünya Tarihine damga vurmuş bir sultan olan Fatih Sultan Mehmet'i anlatması da bir o kadar güzel. Yaşadığımız bu toprakların tarihini bilmeyen o kadar insan var ki, en azından bu tarz kitaplarla insanlar tarihimizi ögreniyor. Bu konuda açıkcası çok mutluyum.
Kitabın konusu Fatih Sultan Mehmet'in 12 yaşında tahta çıkışı, sonra indirilişi ve ikinci kez tahta çıkışı ve İstanbul'un fethine kadar süre gelen olaylar zinciridir. Tabi yazarın her kitabında oldugu gibi bir cinayet ve bunu çözmeye çalışan Başkomiser Nevzat ve arkadaşları var. Kitabta Fatih Sultan Mehmet'in ölüm nedeniyle ilgili sorular sorulmaktadır. Eceliyle mi öldü? yoksa zehirlenerek mi? Sanırım her imparatorlukta kralların, hünkarların başına gelen bir durum. Entrikalar, zehirlenmeler tabi bu tam olarak bilinmiyor. Çünkü bununla ilgili elimizde bir kanıt bulunmamakta. Bu kitabı okurken fetihle ilgili bayaga bilgim oldu. Aslında bize anlatılanlardan ne kadar farklı oldugunu gördüm. Ulubatlı Hasan adlı bir karakter olmadıgını ve Fatih Sultan Mehmet'in babasına yazdığı söylenen şu unlu mektubun aslında olmadıgını ögrendim. 12 yaşında tahtı için mücadele eden güçlü bir hünkarın oldugunu gördüm. Kitapla ilgili daha fazla detay vermek istemiyorum. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar. Sevgilerrr
31 Mayıs 2012 Perşembe
Ben de Mim'lendim:)
Merhabalar, izlediğim iki blog yeni bir mim uygulamışlar. baykusgozuyle.blogspot.com ve leylakdali.blogspot.com benim de çok hoşuma gitti ve ben de uygulayayım dedim. Kitaplığımın her yeri kitaplarla dolu olduğu için 29 numaralı kitabı bulmak biraz zor oldu:) Kitaplığımın her tarafı önüm arkam, sağım, solum saklanmayan ebe durumunda oldugundan biraz uğraşmak durumunda kaldım:) Kitaplığımın üst rafı Dünya Klasiklerinden oluştuğundan, 29 numaralı kitap benim en sevdiğim yazarlardan biri olan Jane Austen'ın Umut Parkı adlı romanı oldu. Bu kitabı Üniversite birinci sınıf ögrencisiyken okumuştum. Hatta tam olarak ne zaman okuduğumu da biliyorum. Mayıs'ın son haftasıydı. Hocalarımız 1 haftalığına sempozyuma gitmişti ve 1 hafta ders yapmamıştık:) Bu arada ben de bol bol kitap okumuştum:) Birinci sınıftayken İngiliz Edebiyatına ait birçok dünya klasiği okumuştum. Bazılarında içim şişmiş olsa da yine de severim İngiliz Edebiyatını. Beni tanıyan herkes bu yönümü bilir:) Evet gelelim kitabın künyesine
Jane Austen
Umut Parkı (Mansfield Park)
Engin Yayıncılık
İstanbul 1998
445 sayfa
"Otuz yıl kadar önce Huntington'lu Miss Maria Ward, yalnızca yedi bin İngiliz lirası ağırlığı olduğu halde başına talih kuşu konmasıyla, Northampton Eyaletinden, Mansfield Park malikanesinin sahibi Sir Thomas Bertram'ı kendine aşık etti ve böylece bir baronet karısı konumuna yükselerek görkemli bir konak ve bol gelir sahibi olmanın tüm nimetlerine kondu. Bütün Huntington bu kısmet'in parlıklığının söylentisiyle çalkalandı ve gelinin avukat olan kendi dayısı bile yeğeninin ağırlığının, böyle bir evliğiği hak edebilecek miktardan en az üç bin pound noksan olduğunu kendi ağızıyla belirtti...."
Bu mim sayesinde yıllar önce okumuş oldugum bu kitaba geri döndüm. Eski anılarımın canlanmasına da neden oldu. Bu kitabı okurken çok zevk almıştım. Jane Austen'ın diğer kitaplarında oldugu gibi karakterlerin başına gelen kötu seyler, kitabın sonunda mutlu sona ererek güzel bir şekilde bitmektedir. Fanny'ın başına gelenler, yetimliği, yaşamış olduğu aile ve büyük aşkı:)
Gelelim Mim'e, Kitaplığınızın en üst rafına gidip soldan itibaren kaç yaşındaysanız yaşınıza gelinceye kadar sayın. Yaşınıza denk gelen kitabı bulun, künyesini ve ilk paragrafı yazın:) ve fotosunu koyun. İyi eglenceler.
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Anka Kuşu Misali; Küllerimden Yeniden Doğdum:)
Merhabalar,
Geçen hafta tez jürim vardı. Savunmama katılan üç hocadan da olumlu eleştiriler alarak mezun oldum ve yüksek lisansa noktayı koydum:) Yoğun bir çalışma dönemini ardında bırakmanın şaşkınlığı ve boşluğu içerisindeyim bu aralar. Kıştan beri aldığım ve bir türlü okuyamadığım kitapları sıraya koyup okumaya başladım. Bunlardan bir tanesi Ahmet Ümit'in son kitabı, diğeri ise, Isabel Allende'nin Aşktan ve Gölgeden adlı kitabı. Diğerlerini de sıraya koydum. Tek tek onları da okuyacağım. Bunlar bittikten sonra burada yayınlayacağım. Geri dönmenin mutluluğu ile herkese sevgiler:)
Geçen hafta tez jürim vardı. Savunmama katılan üç hocadan da olumlu eleştiriler alarak mezun oldum ve yüksek lisansa noktayı koydum:) Yoğun bir çalışma dönemini ardında bırakmanın şaşkınlığı ve boşluğu içerisindeyim bu aralar. Kıştan beri aldığım ve bir türlü okuyamadığım kitapları sıraya koyup okumaya başladım. Bunlardan bir tanesi Ahmet Ümit'in son kitabı, diğeri ise, Isabel Allende'nin Aşktan ve Gölgeden adlı kitabı. Diğerlerini de sıraya koydum. Tek tek onları da okuyacağım. Bunlar bittikten sonra burada yayınlayacağım. Geri dönmenin mutluluğu ile herkese sevgiler:)
6 Mart 2012 Salı
Tezden Sonra Yapılacakların Listesi
Merhabalar, bu aralar tezden dolayı çok bunaldım. Neredeyse 1 yıldır aynı şeyi söylüyorum ama artık yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim. Kısa bir süre sonra tezim bitiyor. Bu aralar ne kitap ne de başka bir şey okuyorum. Bu nedenle bende bir liste yaptım. Neler okuyacağıma dair:) Listemde kimler yok ki:) Yazı dopdolu edebiyat ve film ile geçirmeyi planlıyorum. Listem şöyle:
J.D.Salinger: Çavdar Tarlasında Çocuklar
W. Faulkner Ağustos Işığı
C. Dickens Edward Drood'un Gizemi
R. Gary Onca yoksulluk varken
I. Ehrenburg Paris Düşerken
J. Saramago Körlük ve Görmek
H. Murakami İmkansızın Şarkısı
U. Eco Prag Mezarlığı
J. Fowles Koleksiyoncu
V. Woolf Deniz Feneri
N. Mahfuz Midak Sokağı
M.V. Llosa Kelt Rüyası
O. Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları
J. Fowles Büyücü
Şimdilik bu kadar:)
26 Şubat 2012 Pazar
Beyazlı Kadın/ Wilkie Collins
Merhaba, Wilkie Collins'in yazmış olduğu Beyazlı Kadın, polisiye-roman türünün ilk örneğini oluşturmaktadır. Yazarın diğer kitabı olan Ay taşı adlı roman, Beyazlı Kadın gibi çok sevilmiş ve yazara ün kazandırmıştır.Yazar ingiliz, dönem 18-19 yy olunca kitabı direk aldım ve okumaya başladım. Bu kitapla tanışmamı sağlayan Sevgili Selmin Abla'ya bir kere daha tesekkürler. Can Yayınlarının klasik dizisi altında çıkan Beyazlı Kadın adlı roman, şu an bütün kitapçılarda bulabilirsiniz. Kitabı alalı neredeyse 4 ay oluyor ve ben 4 aydır bu kitabı okuyorum. Bunun nedeni, kitabın bitmesine kıyamamam. Akşamları yatmadan ve sabahları ise kalktığımda okuduğum ilk kitapların başında gelmektedir.
Kitabın konusuna gelince, Mr. Fairle adında zengin, aristokrat bir adamın kızı olan ve Limmeridge Malikanesinde ablası Miss Halcombe ve amcası Mr. Frederick Fairle ile yaşayan Miss Laura Fairle'nın etrafında gelişen olaylardan oluşmaktadır. Beyazlı Kadın olarak adlandırılan Miss Anne Catrick ile inanılmaz benzeyen Laura Fairle'nın arasında olan esrar perdesi kitap boyunca devam etmektedir. Laura Fairle'nin daha sonra Mr. Glyde adlında para avcısı, sert mizaçlı adamla olan evliliği ve Onun ardında gelişen olaylar, kitabın sonuna kadar sürmektedir. Fakat Laura sevdiği adam olan Mr. Hartright unutamamaktadır. Mr. Hartright, İngiltereye dönüşünden sonra perde arkasında dönen bütün oyunları tekrar gün yüzüne çıkartmaya başlamasıyla kitapta birçok gerçek yeniden aydınlanmaya başlar. İngiliz Edebiyatını seven herkesin bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm. İyi okumalar diler ve okuduktan sonra yorumlarınızı beklerim.
18 Şubat 2012 Cumartesi
Mrs. Dalloway/Virginia Woolf- Saatler/ Michael Cunningham
Merhabalar, bu sefer size iki kitap tanıtacağım. Biri İngiliz Edebiyatı'nın mihenk taşlarından Virginia Woolf'un ünlü kitabı Mrs. Dallıway; diğeri ise çok ödüllü Amerikalı yazar Michael Cunningham'ın kitabı Saatler. Birinci kitabı kitap kulübü için okuduk. Diğerini de ben kendim özel olarak okudum. Mrs. Dalloway ilk başlarda okurken beni yordu, hatta bunaldığım yerleri oldu. Bu nedenle kitabı bir kenara bıraktım ve Saatler adlı kitabı okumaya başladım. Mrs. Dalloway'de bunalmamın sebebi daha önceden bilinçakışı yöntemiyle yazılmış bir kitap okumamamdan ileri gelmekteydi. Saatler'i okuduktan sonra kitaba geri döndüm ve bu sefer kitap daha zevkli, okunması kolay bir duruma geldi. Tabii ki kitapta değişen bir şey yoktu, değişen sadece bendim, benim bu yönteme ayak uydurmamdı:) İki kitabı bitirdikten sonra Virginia Woolf hakkında birkaç teze göz gezdirdim, hayat hikayesini okudum. Viktorya Dönemi'nde yaşamış fakat bu dönemi sevmeyen hatta yer yer eleştiren bir yazar olan Woolf'un, edebiyatla haşır neşir olmasını ailesine borçlu olduğunu görmekteyiz. Kızların üniversiteye gidemediği, evde eğitim gördüğü bir dönemde yaşamış olan Woolf'un babasının da edebiyat kökenli olması keza erkek kardeşlerinin de bu yolda ilerlemesi Woolf'un hayatında dönüm noktası olmuş. Eşi de yazar olan Woolf evlendikten sonra eşinin soyadıyla edebiyat dünyasına atılmış ve bu isimle ünlenmiştir.
Mrs. Dalloway adlı kitap 1920'li yıllarda İngiltere'de geçmektedir. Kitabın iki önemli karakterini Clarissa Dalloway ve Septimus Warren Smith oluşturmaktadır. Bu iki karakter aslında Virginia Woolf'un yansımalarını oluşturmaktadır. Özellikle Septimus, Virginia Woolf'un karakterini daha iyi yansıtmaktadır. Kitap aslında Clarissa Dalloway'in bir gününü anlatmaktadır. Fakat geçmişe sürekli geri gidilmektedir. Kitabın asıl ismini Saatler olarak düşünen yazar daha sonra Mrs. Dalloway olarak isimlendirmiştir. Kitapta Big Ben'in her çalışında bir karakterden diğerine geçiş yapılmaktadır. Kitabın finalini aslında sonradan değiştiren yazar ilk düşündüğü kişiye kıyamamış ve Mrs. Dalloway'in değil bir başka karakterin sonunu getirmiştir.
Saatler adlı kitap gerçekten almış olduğu üç ödülü de sonuna kadar hak etmektedir. Kitap üç karakterden oluşmaktadır. Biri Virginia Woolf, diğeri Mrs. Dalloway sonuncusu ise Mrs. Brown'dur. Üç kadının da birbirine baglı olduğu kavşakları, yazar o kadar saglam temeller üzerine kurmuş ki siz bazen geçişleri hissetmeyerek okuyorsunuz. Yazar, Mrs. Dalloway'i anlatırken gunumuze uyarlayarak anlatmış, ayrıca bazı karakterler üzerinde de oynamalara gitmiştir. Kitapta ayrıca Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway'i yazma süreci de anlatılmaktadır. İki kitabı da okumanızı tavsiye ediyorum. Bundan sonra okuyacağım kitap ise Woof'un Deniz Feneri adlı kitabı:) Sevgiyle kalın.
Bellanomisma
Saatler adlı kitap gerçekten almış olduğu üç ödülü de sonuna kadar hak etmektedir. Kitap üç karakterden oluşmaktadır. Biri Virginia Woolf, diğeri Mrs. Dalloway sonuncusu ise Mrs. Brown'dur. Üç kadının da birbirine baglı olduğu kavşakları, yazar o kadar saglam temeller üzerine kurmuş ki siz bazen geçişleri hissetmeyerek okuyorsunuz. Yazar, Mrs. Dalloway'i anlatırken gunumuze uyarlayarak anlatmış, ayrıca bazı karakterler üzerinde de oynamalara gitmiştir. Kitapta ayrıca Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway'i yazma süreci de anlatılmaktadır. İki kitabı da okumanızı tavsiye ediyorum. Bundan sonra okuyacağım kitap ise Woof'un Deniz Feneri adlı kitabı:) Sevgiyle kalın.
Bellanomisma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



